Son dönemde izlediğim bir oyun ve okuduğum bir hikaye kapsamında bir parça sanat ve sanatçıdan bahsetmek istiyorum, haddim olmayarak. İzlediğim oyunun adı ‘Kırmızı’. John Logan’ın yazdığı bir oyun. Huysuzluk seviyesinde titiz bir ressam, Mark Rothko ve yanında henüz çalışmaya başlayan asistanı, Ken arasında geçen diyaloglardan oluşuyor oyun. Lüks bir restoran için resimler yapan ressam, asistanına resmine bakıp ne gördüğünü sorar, sanat eğitiminin artık iyi olmadığını, zamane sanatçılarını beğenmediğini dillendirir. Kimse ne yeterince iyi bir sanatçı, resimlerini satın alanlarsa yeterince iyi sanatsever değildir. Yeni yeni zengin olan sonrada görme kişilerdir sadece. Resimler biter, ressam restorana gider, dehşet içinde döner atölyeye. Restorandaki atmosferi beğenmez, oraya gidenler sadece birbirlerine bakmaktadır. Ortamda bir sıcaklık, samimiyet yoktur. Resimlerinin orada kalmasına gönlü razı olmaz, aldığı parayı iade edip resimlerinin geri gönderilmesini ister.
Oyun ilerledikçe asistanı daha yakından tanırız, acılarını anlatır, umutla getirdiği resmi ustasına gösteremeden atölyeden sessizce çıkarmasına tanık oluruz. Asistan ressamla konuşmalarının birinde sinirlenir, ustasına kendi düşüncelerini sertçe açıklar ve kovuldum mu diye sorar.. Aldığı cevap dikkat çekicidir, ‘İlk defa var oldun’ der ustası..
Eserlerini yaratırken yaşadığı gerginliği gördüm oyunda. Paraya ihtiyacı vardır ama resimlerinin değer görmeyeceği bir yerde sergilenmesine de gönlü razı olmaz.
Oyun bende resim yapma isteği doğurdu. Epeydir fırsatım olmadı. Bir çok değerli sanatçılardan da dem vurdu. Fırsat bulup oyunu alıp okumak keyifli olabilir..
No comments:
Post a Comment