Wednesday, February 8, 2012

Hell Screen


Şimdi gelelim diğer sanatçıyla ilgili hikayeye. Kütüphanedeki okuma grubumla okuduğumuz Cehennem Manzarası şeklinde çevirebileceğim Japon yazar Ryunosuke Akutagawa’nın yazdığı enteresan bir hikaye. Yazar 250 yıllık hanedanlık yönetiminin sona ermesinden 20 küsür yıl sonra dünyaya geliyor. Hikayedeki zalim güçlü kişiyi anlatırken acaba bu hanedanlık döneminde yaşanılan olaylardan mı etkilendi diye düşündüm. Hiçbir fikrim yok sadece tahmin. Bugün kütüphaneden Japon kültürü ile ilgili bir kitap aldım. Belki birşeyler öğrenebilirim. Yazarın doğumundan kısa süre sonra annesinin akıl sağlığı bozuluyor, akrabalarının yanında büyüyor ve onlar tarafından evlat ediniliyor. Babasından hiç bahsedilmemiş biyografide. Hikayedeki kızını çok seven ama işine abartılı şekilde tutkun olan baba karakterini acaba babasından mı diye aldı diye de düşündüm.
Okuması kolay geldi bana. Okuma gruplarının güzelliği de burada, normalde okumayı akıl edemeyeceğim bir yazarı okuma imkanı veriyor. Yoksa hep aynı yazarları okuyup devam ederdim.
Hikaye büyükler için korkunç bir masal. Hikayeyi bize bir din adamı anlatıyor. Eski zamanların birinde, bir kral varmış. Çok asil, çok kudretli bir yönetici bu. Maiyetinde yaşayan hizmetçiler, samuraylarla beraber bir de yaşlı ressam Yashihide ve genç ve güzel kızı da bulunmaktadır. Ressamı genelde sevmiyorlar. Konakta resmini yaptığı üç kadın kısa sürede ölüyor. Ressam çok yetenekli, zamanının en iyi ressamı. İyi olduğunu da biliyor. Sadece sanatına saygı duyuyor, dindar değil, yaptığı resimlerde bazı dini motifleri eleştirel bir şekilde kullanmasıyla tepkileri üzerine çekiyor.
Yaşlı ressamın adı verilen maymun hikayede önemli bir karakter. Ressamın kızı maymunu meyvelerini çaldığı birinden koruyor, o günden sonra maymun kızın yanından ayrılmıyor. Hatta bir seferinde maymun hikayeyi anlatan kişinin dikkatini çekerek kızı bir saldırıdan kurtarıyor.
Zalim hükümdar ressamdan sekiz cehennemin resmini yapmasını istiyor. Ressam bir çırağının üzerine baykuş gibi bir kuşu saldırtıyor, bir çırağını zincire vurup resmini çiziyor.
En son ateşler içinde yanan bir kadın resmi çizecek, gözüyle görmediğini çizemediğini krala iletiyor. Kral da tamam senin için arabamı ateşe veririm, içinde de bir kadın olur, o yanarken sen de izlersin diyor. Sonra da resmedersin diyor.
Ve ressamın kızını yakıyor. Cesur maymun kızı ateşler içinde görünce onu kurtarmak için fırlıyor ancak o da yanarak can veriyor.
Neden böyle korkunç bir hikaye yazmış yazar? Okuyunca rahatsız etti beni hikaye.. Maymun o kadar zalim insanların tam tersi olarak daha insanca davranıyor. Sanatçı olmak çok aşırılarda olmayı mı gerektiriyor. O yaratıcılık anı geçtiğinde sakin bir şekilde hayatına devam edemez mi? Çıraklarının canını yakıyor. Kızının ölümünü nasıl izleyebiliyor? Neden onu kurtarmaya çalışmıyor, onu o kadar sevmesine rağmen?

No comments:

Post a Comment